Ana içeriğe atla

OPTİMUM Finansal Danışmanlık

Döviz Pozisyonu Açığı ve Kur Riski Yönetimi: Şirketler İçin Yol Haritası

OPTİMUM PERSPEKTİF · GÜNDEMİN İŞLETMEYE ETKİSİ

23 Eylül 2026 · Optimum Perspektif

Döviz pozisyonu açığı, şirketin kur hareketlerine ne ölçüde duyarlı olduğunu anlamak için önemli bir başlangıçtır. Sağlıklı bir kur riski yönetimi ise bu açığı; tahsilat tarihleri, borç vadeleri, faaliyet kârlılığı ve kullanılabilir nakitle birlikte değerlendirmeyi gerektirir.

Yönetici özeti

TCMB’nin Temmuz 2026 verileri, reel sektörün net döviz pozisyonu açığındaki artışı gösteriyor. İşletmeler açısından öncelik; açık pozisyonu para birimi ve vade bazında ölçmek, döviz gelirlerinin güvenilirliğini sınamak ve korunma kararlarını ödeme kapasitesiyle birlikte almaktır.

Reel sektörün döviz açığı ne söylüyor?

TCMB’ye göre finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı, Temmuz 2026’da bir önceki aya göre 5 milyar 27 milyon ABD doları artarak 210 milyar 802 milyon ABD dolarına ulaştı. Aynı dönemde kısa vadeli net döviz pozisyonu 4 milyar 374 milyon ABD doları fazla verdi; ancak bu fazla da önceki aya göre 2 milyar 168 milyon ABD doları azaldı.

Toplam açığın yanında kısa vadeli fazlanın bulunması, vade yapısının önemini gösteriyor. Bu toplulaştırılmış veriler, her şirketin aynı risk düzeyinde olduğu anlamına gelmez. Döviz varlıkları bir grup firmada, borçlar başka firmalarda yoğunlaşabilir. Sektör toplamındaki kısa vadeli fazla da tek bir işletmenin ödeme güvencesi değildir. TCMB değerlendirme notu.

Açık pozisyon ile ödeme açığını birlikte okumak

Basitleştirilmiş bilanço yaklaşımında net döviz pozisyonu, döviz varlıkları ile döviz yükümlülükleri arasındaki farktır. Yükümlülükler varlıklardan büyükse açık pozisyon oluşur. Şirketin yönetim tablosunda bu hesap dolar, avro ve diğer para birimleri için ayrı yapılmalı; mevcut korunma işlemlerinin etkisi ayrıca gösterilmelidir.

Bilançodaki tutarların yanında gelecekte beklenen döviz gelir ve giderleri de izlenmelidir. Henüz faturalanmamış bir sipariş, kesinleşmiş bir alacakla aynı güvenilirlikte değildir. Mevcut alacağın tahsilatı, gelecekteki satış tahminine yeniden eklenerek iki kez sayılmamalıdır.

Kur farkı gideri ile nakit ödeme ihtiyacı da aynı şey değildir. Uzun vadeli borcun değerlemesi bugünkü mali sonucu etkileyebilir; nakit çıkışı daha sonraki bir tarihte doğabilir. Buna karşılık, toplam döviz varlığı yeterli görünen bir işletme, alacağını borç vadesinden sonra tahsil ediyorsa ödeme gününde finansmana ihtiyaç duyabilir.

Şirketin riskini dört soruyla ölçmek

  1. Hangi para biriminde açık var? Avro geliri dolar borcunu kendiliğinden dengelemez. Avro/dolar paritesindeki değişim de ayrıca dikkate alınmalıdır.
  2. Açık hangi tarihte oluşuyor? Yakın dönem haftalık, sonraki dönem aylık izlenebilir. Başlangıçtaki kullanılabilir döviz, beklenen girişler ve ödemeler üzerinden her dönemin kapanış bakiyesi hesaplanmalıdır.
  3. Beklenen gelir ne kadar güvenilir? Kesinleşmiş alacak, sipariş ve satış tahmini ayrıştırılmalı; tahsilat gecikmesi veya sipariş iptali olasılığı senaryolara yansıtılmalıdır.
  4. Kur hareketi faaliyet marjını nasıl etkiliyor? Döviz kredisi bulunmayan bir işletme de ithal girdiler, dövize bağlı maliyetler veya fiyatlama baskısı nedeniyle kur riski taşıyabilir.

Bu çerçeve, kredi ve risk yönetiminin bilanço dışındaki ticari koşulları da kapsamasını sağlar.

Basit bir örnek: Kur artışı ve tahsilat gecikmesi

Varsayımsal şirket

Bir işletmenin 90 gün sonra 1 milyon dolar ödemesi ve aynı tarihte beklediği 700 bin dolar tahsilatı olsun. Başlangıçta kullanılabilir dövizi ve korunma işlemi bulunmadığını varsayalım. Zamanında tahsilat halinde satın alması gereken net döviz 300 bin dolardır.

Varsayımsal kurNet döviz ihtiyacıTL karşılığı
40 TL/USD300.000 USD12.000.000 TL
44 TL/USD300.000 USD13.200.000 TL

Bu örnekte yüzde 10 kur artışı, net döviz alımının TL karşılığını 1,2 milyon TL yükseltir. Kullanılan kurlar güncel piyasa verisi veya tahmin değildir; faiz ve işlem maliyetleri hesaba katılmamıştır.

700 bin dolarlık tahsilat 180’inci güne sarkarsa, işletmenin 90’ıncı gündeki brüt ödeme ihtiyacı yine 1 milyon dolardır ve o tarihte karşılayıcı döviz girişi yoktur. Sonradan gelecek alacak, ödeme günündeki likidite ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Finansman sağlanamıyorsa o gün karşılanması gereken tutarın tamamı için kaynak gerekir. Kur riskine karşı korunmak ile ödeme gününde nakit bulundurmak ayrı ayrı planlanmalıdır.

Kur riskini yönetmek: Önce eşleştirme, sonra araç seçimi

Doğal korunma: Gelir ve ödemeyi uyumlu hale getirmek

Aynı para birimindeki tahsilat ve ödemeleri tutar ve tarih bakımından eşleştirmek, dışarıdan alınacak döviz ihtiyacını azaltabilir. Finansman para birimini gelir yapısıyla uyumlu seçmek ve ticari vadeleri birlikte müzakere etmek bu yaklaşımın parçalarıdır. Döviz gelirinin varlığı tek başına yeterli değildir; gelirin gerçekleşme olasılığı ve zamanı da önemlidir. BIS’in şirketlerin döviz borcu ve korunma davranışı üzerine çalışması, döviz gelirleri ve varlıklarıyla sağlanan dengelemenin önemini inceliyor.

Finansal korunma: Kalan açığa uygun sözleşme

Forward, gelecekteki döviz işleminin tutarını, vadesini ve kurunu bugünden sözleşmeye bağlar. Belirli bir ödeme için bütçe öngörülebilirliği sağlayabilir; dayanak tahsilat veya ödeme değişirse sözleşme yükümlülüğünün ayrıca yönetilmesi gerekir.

Opsiyon satın almak, prim karşılığında belirlenmiş koşullarla döviz alma veya satma hakkı sağlar. Hak kullanılmasa da prim maliyeti kalır. Opsiyon satın almak ile opsiyon satmak farklı riskler doğurur; satış tarafında yükümlülük oluşabilir. Borsa İstanbul’un açıklamaları bu ayrımı ortaya koyuyor.

Seçim yapılırken kur seviyesi kadar tutar, vade, maliyet, banka limiti, sözleşmeye göre teminat ihtiyacı ve erken kapama koşulları değerlendirilmelidir. Belirsiz bir satış tahmininin tamamını kesin bir döviz teslim yükümlülüğüne dönüştürmek yeni bir açık yaratabilir. Her şirket için geçerli tek bir korunma oranı yoktur.

Kur senaryosunu nakit akışıyla birlikte sınamak

Yönetim için yararlı bir stres testi, kur değişimini tek başına ele almaz. Kur artışına tahsilat gecikmesi, satış hacmindeki düşüş veya finansman maliyetindeki artış eklendiğinde şirketin ödeme kapasitesinin nasıl değiştiği de görülmelidir.

Senaryolar şirketin faaliyetlerine göre belirlenmeli; sonuçlar net döviz ihtiyacı, en yüksek finansman açığı, faiz ve anapara ödemelerini karşılama kapasitesi üzerinden karşılaştırılmalıdır. Kullanılabilir banka limitleri ve nakit rezervi bu tabloya dahil edilmelidir. Bu çalışma, nakit akışı planlamasının düzenli bir parçası olmalıdır.

Yönetim masasındaki kur riski raporu

Raporun karar üretmesi için aşağıdaki göstergeler aynı sayfada izlenebilir:

  • Para birimi ve vade bazında brüt borç, alacak ve net açık.
  • Korunma işlemlerinden sonra kalan açık ve işlemlerin dayandığı gerçek ticari ihtiyaç.
  • Kesinleşmiş tahsilatların ödemeleri karşılama düzeyi ve gecikme senaryosu.
  • Stres altında oluşabilecek en yüksek nakit ihtiyacı ve kullanılabilir kaynaklar.
  • İşlem yetkileri, risk limitleri ve limit aşımında izlenecek karar süreci.

Optimum perspektifi: Kur riski yönetiminin başarısı, kurun yönünü doğru tahmin etmekten çok, olumsuz hareketler karşısında işletmenin ödeme kapasitesini ve faaliyet sürekliliğini koruyabilmesiyle ölçülmelidir. Açık pozisyonun büyüklüğü, hangi tarihte nakit ihtiyacına dönüştüğüyle birlikte anlam kazanır.



Bir yanıt yazın